Sabahattin Ali Kimdir?

Eserler ile hala çok satanlar listelerinde yerini alan, genç nesli bile etkilemeyi başarmış olan Kuyucaklı Yusuf, Kürk Mantolu Madonna, Sırça Köşk gibi eserlerin yazarı Sabahattin Ali’yi tanımak yerine getirmemiz gereken bir vazifedir.

Kürk Mantolu Madonna kitabı ile gönüllerimizde taht kurmuş ve daha bir çok başarılı eserin ardından yaşamı son bulmuş Sabahattin Ali’nin yaşam hikayesini kaleme aldık. Türk edebiyatın’da kendine özel bir yer edinmiş olan Ali toplumcu gerçekçi yazarlardan biriydi.

Kuyucaklı Yusuf 100 Temel Eser listesine girmeyi başarmış başyapıtlardan biri oldu. Okumak ve yazmak Sabahattin Ali’nin yaşam gayesinden biri oldu. Su içmek, yemek yemek gibiydi. Okudu onu güldüren, kızdıran, ağlatan tüm duygularını toplayarak yazdı çünkü başka türlüsü onun Türk Edebiyatına ismini yazmasını mümkün kılmazdı.

Sabahattin Ali Çocukluk Yılları

Sabahattin Ali 25 Şubat 1907 yılında Edirne Gümülcine bağlı Eğridere’de dünyaya geldi. Babası Ali Selahattin Bey annesi Hüsniye Hanım’dır. Ali bey Eğridere’de zabit olarak çalıştığı dönemlerde tanışmıştı Hüsniye Hanım’la. Kendisinden 16 yaş küçük olan Hüsniye hanım ile evlendiler. Yaşadığı dönemin entelektüel isimlerden olan Prens Sabahattin ve Tevfik Fikret’le derin bir dostluk kuran Ali bey bir gün çocukları olduğunda onlara dostlarının ismini vermek istiyordu. Nitekim öyle oldu İki oğlu bir kızı oldu Ali Beyin’in. İlk çocuğuna Sabahattin, ikincisine Fikret isimini koydu. Son çocuğu olan kızlarına ise Süheyla adını verdi ama aile içinde onu Süha olarak çağıracaklardı.

Ali bey 1. dünya savaşı yıllarında Divan-ı Harp Orfi reisi olarak Çanakkale’ye çağrıldı. Ailesini geride bırakmak istemedi ve hep birlikte gittiler. İzmir’e gitmek isteyen Ali bey İzmir’in işgali ile bu hayalini gerçekleştiremedi ve eşi Hüsniye Hanım’ın babasının yanına yerleştiler.

s-ali-cocukluk

Hüsniye hanım Ali bey’den 16 yaş küçüktü ve ruhsal sorunlar yaşıyordu. Defalarca intihar etmeye kalkıştı. Hayatta kalmayı başardı fakat Sabahattin’in yanında pek olamadı. Küçük yaşta anne olmanın etkisi ile büyük oğlu ile ilgilenememiş ikinci oğlu Fikret’e daha yakınlık duymuştu. Bu durum Sabahattin’in içine kapanık bir çocukluk dönemi yaşamasına neden olmuştu. Yaşına göre oldukça oldun olan Sabahattin Ali arkadaşları ile oynamak yerine evde kitap okumayı ve resim yapmayı yeğleyen bir çocuktu.

Sabahattin Ali Öğrencilik Yılları

Sabahattin Ali 7 yaşında İstanbul Üsküdar’daki Füyüzatı Osmaniye Mektebi’ne başladı. Çanakkale gitmek zorunda kaldıklarından dolayı eğitimine Çanakkale İptidai Mektebinde devam etti. Seferberlik ilan edildi ve okul öğretmensiz kaldı. Babasının çabası ile okul yeniden açıldı. Okuma aşkı her geçen gün daha fazla artıyordu. 1921 yılında Edremit İptidai Mektebinden başarılı bir öğrenci olarak mezun oldu. Balıkesir Muallim Mektebine kaydını yaptırdı.

Okul yaşamı boyunca şiirler, hikayeler yazmak onun en büyük hobisi haline geldi. Kendini geliştirmek için büyük dergilere ve gazetelere yazdıklarını göndermeye başladı. Arkadaşları ile birlikte okul gazetesi çıkardı. Günlük tutmaya da başlamıştı.

Sanata olan ilgisini pekiştirmek için sinema ve tiyatroya gidiyordu. Özgür ruhu okul disiplinine aykırıydı ve çabaları sayesinde İstanbul’a naklini aldırdı. Edebiyat öğretmeni Ali Canip Yöntem en büyük destekçisi oldu. Eğitim yaşamı devam ederken Çağlayan ve Akbaba dergilerinde şiir ve hikayeleri yayımlanmaya başladı. 21 Ağustos 1927 yılında öğretmenlik diplomasını aldı.

Öğretmen Sabahattin Ali

Öğretmen Sabahattin Ali’nin ilk görev yeri Yozgat Merkez Cumhuriyet İlkokulu oldu. Dayısı Rıfat Ali Ertüzün’de Yozgat Devlet Hastanesi’ne başhekim olarak atandı. Daha sonra ailesi de Yozgat’a taşındı. Dayısı sayesinde çevresi bir hayli genişlemişti. Fakat Ali’ye soracak olursak onu anlayacak kimsesi yoktu. Yazdıklarını okuyacağı ve anlayacağı kişileri bulmakta oldukça zorlanıyordu. Belkide karşılıksız aşk haline gelen arkadaşı uzakta olduğu içindi bu denli ağır yalnızlığı.

sabahattin-ali-meslek-hayati

Nahit hanım ile öğretmenlik stajı yaparken tanışmıştı. Dostluk zamanla karşılıksız aşk haline dönüşmüştü. Neredeyse şiirlerinin bir çoğunda Nahit Hanım’ın rüzgarı vardı. 2 Şubat 1928 yılında Servet-i Fünun’da yayımlanan Bir Macera şiirini Nahit Hanım’a ithaf etmişti.

Sabahattin Ali Yozgat’ta geçirdiği bir yılın sonunda İstanbul’a gitmek istiyordu. İstanbul’a giderken Ankara’ya uğradı. Milli Eğitim Bakanlığındaki tanıdığı kişilerin yanına giderek Yozgat’tan ayrılmak istediğini belirtti. Onu dinlediler ve genç bir öğretmen olarak Avrupa’ya gitmesi konusunu dile getirdiler. Ali’nin de aklına yatmıştı bu durum. Kasım 1928 yılında Devlet tarafından dil öğrenmesi için Almanya’ya gönderildi. Önce bir süre kurs aldı. Kurs aldıktan sonra yatılı bir okula yerleşti. Almanya’da  7 yıl kadar kalmayı planlasa da planlanan süre 4 yıldı, ikinci yılını tamamlayamadan Türkiye’ye dönmüştü.

Bu hızlı gelişini Nihat Atsız’ın kaleminde şu şekilde anlatmıştı; Bu parazit Türkleri buradan atmalı diyen bir alman öğrenciyi dövmüştü. Aynı zamanda Alman öğrencilere komünizm propagandaları yaptığı iddiası yer alıyordu.

Sabahattin Ali’nin Zor Yılları

Sabahattin Ali Mart 1930 yılında Almanya’dan dönüş yaptı. İstanbul Muallim mektebinde yatılı olarak okuyan Nihat Atsız, Pertev Naili Boratav gibi arkadaşlarının yanında kaldı. Okul müdürünün yardımı ile Bursa Orhaneli ilçesine ilkokul öğretmeni olarak atanabilmişti.

1930 yılında Almanca yeterlilik sınavına girdi ve bu sınav onun Aydın Ortaokuluna Almanca Öğretmenliğine atandı. Komünizm propagandası yaptığı gerekçesi ile hakkında soruşturma başlatıldı. 25 Mayıs 1931 yılında Vakit gazetesinde yer alan adının yazılı olduğu isimlerin mahkeme için İstanbul sevk edildiği haberleri yer aldı. Mahkeme sonucunda Sabahattin Ali tutuklandı. 9 Eylül 1931 yılına kadar Aydın Hapishanesinde kaldı.

Sabahattin Ali ve Aşkları

Her duygusal yazar gibi aşk onun için büyük bir tutku idi. Aslında aşka aşık bir yazardır. Yozgat’ta Nahit Hanıma, Almanya’da Frolayn Puder’e, Aydın’da Miralayın kızına, Konya’da öğrencisi Melahat’a ve şarkıcı Muhsine’ye aşıktı. Ne vardır ki Melahat dışında hepsi aşka aşık olmaktı. geri kalanı platonikti. Melahat aşkına karşılık vermişti ve ona Çocuklar Gibi şiirini yazdırmıştı. Sabahattin’in tutuklanması ile yarım kalan bir aşk oldu.

sabahattin-ali-asklari

Sabahattin Ali 22 Aralık 1932 yılında bir toplantıda okuduğu şiiri ile Mustafa kemal Atatürk ve İsmet İnönü gibi devlet adamlarını yerdiği gerekçesi ile bir kez daha tutuklandı. 14 aylık cezası başlamıştı. 29 Nisan 1933 yılında 1249 sayılı kanun gereğince memurluk kaydı silindi. Sinop cezaevine gönderildi. Burada geceleri sürekli okuyor, gündüzleri bir sandığın üzerinde saatlerce yazıyordu. Cumhuriyetin onun yıl dönümünde çıkan aftan yararlanarak ceza evinden çıktı. Buradayken Çaydanlık, Bir Firar, Bir Şaka, Kazlar, kanal, katil Osman gibi hikayelerini yazdı.

Hapisten çıktıktan sonra göreve dönmek için çok çabaladı. uzun uğraşları sonucunda Atatürk’ten izin aldı ve 1934 yılında Orta Tedrisat Şube Müdürlüğü’ne sonra ise Milli Talim ve Terbiye görevine atandı. 16 Mayıs 1935 yılında Aliye hanım ile evlendiler.

Yaptığı seçim Sabahattin Ali’nin hayata yeniden tutunmasını sağladı. Askerliğini yaptıktan sonra edebi yaşama daha bir ağırlık verdi. İçimizdeki Şeytan kitabını 1939 yılında yayımladı. Bu roman siyasi tartışmalara neden oldu ve Nihat Atsız bu kitaba karşılık İçimizdeki şeytanlar kitabını yazdı. II. Dünya savaşında askere tekrar çağrıldı ve bu askerlik dönemi edebiyata Kürk Mantolu Madonna kitabını kazandırdı. Bu tüm edebiyat dünyasının göz bebeği roman ilk olarak Hakikat gazetesinde tefrika edilmesi ile yayımlandı. Çevresi gitgide genişleyen Ali dönemin siyasileri ile de yakın ilişkiler kurmaya başladı.

Sabahattin Alinin Ölümü

Sabahattin Ali yurt dışına gitmek istiyordu. Fakat kendisine pasaport verilmiyordu. Tamir edilmesi gereken bir arabası vardı. Arabasını tamir etti ve Edirne’ye peynir götüreceğim diyerek sabaha karşı yanında kaldığı M. Ali Cimcoz ile vedalaştı.

Peynir tabiki bahaneydi. Bulgaristan sınırını aşarak Avrupa’ya ulaşmak istiyordu. Pasaport verilmediği için kaçak yollardan amacına ulaşmak gayesi taşıyordu. Avrupa’ya kaçısı sırasında ona yardım edecek kişi Üsküdar paşa kapısı Ceza evinden Berber Hasan’dı.

Berber Hasan Sabahattin Ali’yi Ali Ertekin ile tanıştırdı.  Yazara rehberlik yapacaktı.  Eski bir subaydı ve silah çalmak suçundan ordudan ihraç edilmişti. Bir kamyonla yola çıktı ikili. Sınırı geçtikten sonra bir yerde mola verdiler.  Mola’da Sabahattin Ali kitap okurken Ali Ertekin tarafından kafasına saatlerce sopa darbesi ile öldürüldü.

Tüm hayatı boyunca aklından ve kalbinden geçirdiği her hissi eserleri ile bizlere anlatan bir Sabahattin Ali geçti bu dünyadan.

Yazar: Edebiyat Eğitim

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir