Kızıl: Stefan Zweig

Kızıl Stefan Zweig

Kızıl yalnızlık çekmenin en güzel anlatıldığı kitaplardan birisidir. İnsanın bunalımlarını, sürekli değişen ruh halini ve güçsüz hissetmesini yazar oldukça ayrıntılı bir şekilde yansıtır.

İnsan psikolojisine dair çözümlemeler sunan bu çok samimi bir dille yazılmış olan kitapta herkes kendisinden bir parça bulabilir.

Sürekli bir intihar eğiliminde olduğu bilinen yazar kendi iç dünyasından yola çıkarak oldukça samimi bir dil kullanır Kızıl’da. Tam bir iç hesaplaşması romanı olan bu kitap kendisini oldukça zayıf, güçsüz hisseden bir gencin tıp eğitimi almak için Viyana’ya gelmesiyle başlıyor ve Berger’in bu şehirle ve kendisiyle başa çıkmak için başından geçenleri ve düşündüklerini anlatıyor.

Berger’in Hikayesi

Berger genel olarak çekingen ve içe kapanık bir gençtir. Sosyal ortamlara giremez ve kadınlarla ilişki konusunda da oldukça zayıftır.

Viyana’ya tıp eğitimi almak için gelir. Ancak daha yeni yeni yetişkin olan Berger yeni bir şehirde kendisini oldukça savunmasız ve çaresiz hissetmektedir.

Aslında Stefan Zweig ömrü boyunca genel anlamda zalim ve acımasız olan bu dünyada bir insan nasıl varlığını sürdürür sorusuna yanıt aramıştır.

Bu soru kitapta ailesinden de uzak kalan ve Viyana’da ufak bir odada yaşamını sürdürmek zorunda olan Berger üzerinden anlatılır.

Berger’in hayatında ev sahibi, onun kızı ve bir hukuk fakültesi öğrencisi olan komşusu dışında kimse yoktur. Bu komşu onun tam tersi özelliklere sahiptir ve insanlarla, özellikle de kadınlarla iletişim konusunda oldukça rahattır.

Üstelik onun gibi kırılgan ve güçsüz değil, son derece atak ve bazı çetelerle ilişkisi olan bir gençtir. Berger onunla kendisini her karşılaştırdığında kendini daha da ezik ve güçsüz hissetmektedir. Üstelik bir yandan da onun sevgilisine aşıktır ama bu aşkı karşılıksız kalır.

Hayata Bağlayan Kızıl Hastalığı

Tam her şeyden vazgeçmişken Berger, ev sahibinin kızıl hastalığına yakalanan kızı ile ilgilenmek durumunda kalır. Bu hastalık ve ev sahibinin kızıyla ilişkisi onun yeniden hayata bağlanmasını sağlar.

Berger tam hayata karşı bir zafer kazanmış ve mutlu olma yolunda ilerlerken başka bir kötü sürprizle karşılaşır ve kendisi de kızıl hastalığına yakalanır.

Bu kitapta Zweig kendine güven eksikliği olan ve aşırı derecede yalnız hisseden bir insanın ruhsal halini ve varoluşsal problemlerini inanılmaz bir incelikte yansıtır.

Yazar: Edebiyat Eğitim

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir