Gece Kelebeği ve Gece

Ağustos 25, 2018

Gece Kelebeği ve Gece

Pek çok insanın uğurlu renkleri, sayıları ve uğurlu hayvanları vardır. Çoğu zaman hayatımıza renk katar bu uğurlar, bazen inanılmaz işe yarar, bezende bir dahaki sefere umut olur bizim için. Benim uğurlu hayvanım kaplumbağadır örneğin, bağasından kitare (mitolojik bir çalgı, şimdiki gitar) yapılan kaplumbağa… Ne zaman kaplumbağa görsem para kazanıyorum; günde üç kez görürsem de üç parça şeklinde para kazanıyorum. Belki de buna inandığım içindir kim bilir.

Ama birine hediye alacaksam eğer, fil alırım uğur getirsin diye, tercihim filden biblolar olur. Annemden geçti galiba bu huy bana; annem birinin evine giderken fil hediye alırsa bunun ona uğur getireceğine inanıyor çünkü. Yalnızca annem değilmiş aslında buna inanan;  geçenlerde gezdirdiğim İranlı bir bayan hediye alırken ki aldığı şey nazar boncukları ile süslü bir fildi, özellikle hortumu yukarı kıvrık olanını aradı. Onlarda hortumu aşağı değil de yukarı kıvrılmış filin şansına inanıyorlarmış meğer. Bundan sonra dikkat etmeli hortumlara annecimJ

Aslında pek çoğumuzun uğurlu hayvanı; sevdiği, beslediği, benzediği ve arasında bir yakınlık, duygusal bağ kurduğu hayvanları da vardır.

Bir arkadaşımın da ‘kelebek’lerle arasında bir bağ kurmuş duygusalca. Bunu öğrendikten sonra algıda seçicilik başladı bende ve her yerde kelebek görür oldum. Akşam eve döndüğümde kelebekler karşıladı beni kapımda, arabanın camına böcekler değil artık kelebekler yapışmaya başladı sanki ve ne kadar çok kelebek aksesuara sahip bayan varmış etrafta, kelebekli tokalar, çantalar, küpeler… Hatta altı aydır masamda duran kupanın üzerinde hiç fark etmediğim hayvan da yine onlar imiş.

Daha bir sevmeye başladım kelebekleri, arkadaşımı olduğu gibi…

Biraz düşündüm onları;

Hakikaten de ayrı bir güzel kelebek…

Biraz bayanları; güzelliği, zarafeti,  kibarlığı anlatıyor…

Sanki aşkı anlatıyor!

İnsanları aşka, sevmeye çağırıyor…

O aşkın rengarenk büyüsüne çağırıyor bizleri…

Ama sanki biraz da hüzün kelebek; geçici bir hüzün…

Belki hayatın tadı, belki de hayatın sonu kelebek…

Belki mutlu, belki dertli, belki en mükemmel ama en son kelebek,

Kısa ama güzel bir yaşam kelebek…

Hem özgür hem de özgürlük kelebek…

Kanatlarında yaşamı taşıyan, hayatı kanatlarında yaşayan

Bizim olamayanlarla uçan; istediği çiçeğe uçabilen…

Ve değişim kelebek;

Güzel bir değişim ve değişimden sonraki hafiflik kelebek…

Sonra biraz da okudum kelebekleri;

Kelebekler gündüz ve gececiler olarak ikiye ayrılır.

Gündüz kelebekleri; daha canlı renklerde desenli kanatlara sahipken, gece uçanların kanatları daha mat olurmuş. Gece kelebeklerinin işitme ve koku alma duyuları çok daha hassasmış gündüzkine göre.(5 km. uzaklıktaki dişinin kokusunu anında alırlarmış)

Ha bir de; hızlı uçucudurlar gece kelebekleri…

Gece kelebeği; gündüz dinleniyor, gece yaşıyormuş bazılarımız gibi.

Bazılarımız da öyleyizdir hani, geceyi daha yaşamaya değer buluruz;

“Gece kelebeği; geceyi daha yaşamaya değer bulduğu için mi, yoksa gündüz yaşayacak bir şeyi olmadığı için mi geceyi tercih eder bilinmez ama ben geceyi severim, çünkü gecede ben varım…”

Şimdi ben de yakın hissettim kendimi kelebeklere, gece kelebeklerine;

Geceyi seviyorum

Geceyi daha yaşamaya değer buluyorum, çünkü kendimi buluyorum ben gecede

Gecenin adını da, rengini de seviyorum

Karanlığında yok oluyorum bazen,

Atıyorum geceye kendimi,

Önce kaybediyor sonra da tekrar tekrar buluyorum kendimi karanlığında gecenin…

Gecenin sessizliğini bozuyorum sesli sesli gülerken, ağlarken…

Gözyaşlarımı yine karanlığında yok ediyorum gecenin.

Ve benimle gülüp benimle ağlıyor yıldızlar

Her biri ayı ayrı eşlik ediyor bana

Bazen saklanıyorum gecede,

Bazen de kaybettiklerimi buluyorum

Yıllardır aradıklarımı buluyorum…

Mutlu oluyorum o zamanlar.

Bazen kendim oluyorum, bazen annem, bazen babam…

Bazen de sokaktaki tartıcı çocuk…

Hayallerime yolculuk ediyorum sonra

Charlie’nin çikolata fabrikasında çikolata yapıyor

Çikolata yiyorum sınırsız

Sonra bir bakıyorum Efes’teyim

Yamaç evlerden biri benim

Salonda davet veriyorum kırmızı örtülü masalarda…

Hapishanede kitap yazıyor, askere gidiyorum.

Asker arkadaşlarım oluyor benim de sonunda…

Bitmesin istiyorum geceler öyle olunca…

Ama yeter artık yarın sabah işe gitmem gerekiyor,

Nerden geldik biz buralara…

Tabi ki de kelebeklerden…

Senin yüzünden bütün bunlar

Çünkü sen soktun aklıma kelebekleri ve

Ben de şiiriyorum bu sıralar (senin gibi)

Oysaki ben hiç şiirmedim bu zamana kadar

Soktun Kelebekleri Aklıma

Şimdi her gördüğüm kelebek oldu

Her baktığım kelebek sayende

Soktun aklıma kelebekleri

Yalnızca aklıma mı?

Son zamanlar karnımda tatlı bir sancı

Sanki içimde kelebekler uçuyor

Senin yüzünden

Sen soktun aklıma onları

Ama güzel olan;

Geceleri uçan kelebeklerinde olması

Gece uyumayan,

Sana katılan…

Ve en güzeli ise;

Güne içinde

Yeni doğan kelebeklerle başlamak.

Günaydın yeni doğan kelebek…