Gece Kelebeği ve Gece
Şiir / Ağustos 25, 2018

Gece Kelebeği ve Gece Pek çok insanın uğurlu renkleri, sayıları ve uğurlu hayvanları vardır. Çoğu zaman hayatımıza renk katar bu uğurlar, bazen inanılmaz işe yarar, bezende bir dahaki sefere umut olur bizim için. Benim uğurlu hayvanım kaplumbağadır örneğin, bağasından kitare (mitolojik bir çalgı, şimdiki gitar) yapılan kaplumbağa… Ne zaman kaplumbağa görsem para kazanıyorum; günde üç kez görürsem de üç parça şeklinde para kazanıyorum. Belki de buna inandığım içindir kim bilir. Ama birine hediye alacaksam eğer, fil alırım uğur getirsin diye, tercihim filden biblolar olur. Annemden geçti galiba bu huy bana; annem birinin evine giderken fil hediye alırsa bunun ona uğur getireceğine inanıyor çünkü. Yalnızca annem değilmiş aslında buna inanan;  geçenlerde gezdirdiğim İranlı bir bayan hediye alırken ki aldığı şey nazar boncukları ile süslü bir fildi, özellikle hortumu yukarı kıvrık olanını aradı. Onlarda hortumu aşağı değil de yukarı kıvrılmış filin şansına inanıyorlarmış meğer. Bundan sonra dikkat etmeli hortumlara annecimJ Aslında pek çoğumuzun uğurlu hayvanı; sevdiği, beslediği, benzediği ve arasında bir yakınlık, duygusal bağ kurduğu hayvanları da vardır. Bir arkadaşımın da ‘kelebek’lerle arasında bir bağ kurmuş duygusalca. Bunu öğrendikten sonra algıda seçicilik başladı bende ve her yerde kelebek görür oldum. Akşam eve döndüğümde kelebekler karşıladı beni kapımda, arabanın camına böcekler değil artık…

Şiir Dili
Şiir / Ağustos 11, 2018

Şiir Dili Dil, iletişimdeki en önemli etmendir. Dilin kullanımı ise kişiden kişiye ve amaca göre değişir. Dilin normal kullanımı günlük hayatta, süslü kullanımı ise edebiyatta kullanılır. Edebiyat dili diğer kullanıma göre daha ağır ve yan anlamı ile kullanılmaktadır. Edebiyat dili az kelime ile derin anlamlar sağlamadır. Şiir yazımı da bunun üzerine kuruludur. Şiir dili diğer edebiyat türlerine göre bile daha süslü ve derindir. Kısa cümleler ve kısa dizeler ile içten düşünce ve duygular dışa vurulur. Düşünceler açığa çıktığı ve anlam her kişiye göre değiştiği için şiirin değeri her damakta ayrı tat bırakmaktadır. Her insan okuduğunda farklı bir hayal dünyası kurar. Bu da şiiri ve şairi diğerlerinden ayırır. Herkes yazı yazabilir fakat her insan şiir yazamaz. Şiir sadece ses uyumundan ve kafiyelerden oluşmaz. İçinde barındırdığı anlam bütünlüğü ile insanı büyülemelidir. Bunu yakalamak olabildiğince zordur. Ayrıca şairin bakış açısından şiiri görmek için insanlara şairin hayat hikâyelerini okumaları ve değerlendirmeleri önerilir. Ama konulan tanıların hiçbirine kesinlikle yanlış ya da doğru diyemeyiz. Edebiyat bilim değildir ve kesin cevapları yoktur. Şairin hayatını bilmek sadece bize onun ayakkabılarının içinde bizim ayaklarımızın olduğunu hissetmemizde yardımcı olacaktır.  Hayal dünyamızı genişletip onun gibi hissetmeye çalışmamızı sağlar. Şairin yaşantısı, şiirin büyüleyici etkisi ile birleştiğinde şiirin içeriğini daha da çok anlayabiliriz….

Adamla Kadın Şiiri
Şiir / Temmuz 2, 2018

Adamla Kadın Şiiri Gündüzdü Hava sıcak ve stresli Sanki haber veriyordu hafif esintisiyle Üşütmüyor, yakarcasına birşeyler hissettiriyordu Adam bunları yaşarken kadının resmi çiziliyordu Ve birden Karşısına çıkıverdi kadın Adam heyecanlı ve birazda kızgındı Çünkü gecikmişti kadın Bunlar ufak ayrıntılardı adamı pek ılgılamadı Sonra… Kayıp bir dünyada basit bir zaman dilimi işlemeye başladı Ama basitten ötede birşeyler yaşıyordu Adamın kadına olan hisleri Ve kadının ona olan umutları Belkide hiçbiriydi Tek olan şey gerçekti Gerçek olansa yalan bir dünyada yaşanan Sahtemi gerçekmi olduğu belli olmayan sevgiydi Adamla kadının dünyaları bir değildi Adam bunu bilemedi Kadın ise kabullendi Sonra bitsin dedi Adam gülümsedi ve sen istiyorsan biter dedi Bu kadar basitmiydi Düşündü ikiside. Basitti… Karar verilmişti! Kadın hiç ağlamam derdi Zordu Ve bu doğruydu Adam derinlerdeki kadını saatler geçtikce tanıyordu Sonra akşam oldu Hava dondururcasına soğuktu Basit zaman dilimi bir anda doldu Sonra adamla kadın birbirine el salladı Adam içten gelen son bir öpücük yolladı Ve herşey bitti… Geceydi

Şiir Ve Şehir Mimarisi
Şiir / Mayıs 7, 2018

Şiir Ve Şehir Mimarisi Başka toplumlarını bilmem ama bizim toplum hayatımızda şiir, vaktiyle toplumsal hayatımızın ayrılmaz bir parçasıydı. Şiir sanatı, bugünkü gibi küçük ve mutsuz bir azınlığın adeta sosyetik bir uğraşısına dönüşmemiş, insanlığın vicdanı ve halkının sözcüsü; savunucusu olan şair de itibarsız, uçuk kaçık, yarı deli bir marjinalliğe itilmemişti. Toplumun ve toplum önderlerinin nazarında en seçkin insanlar şairlerdi. Böyle olduğu için makam mevki sahibi insanlar da şair görünmeye; hiç olmazsa bir kitapçık hacimde şiir karalamaya özen gösterirlerdi. Kadıların, müftülerin, kaymakamların, halk kahramanlarının, aşiret reislerinin, şeyhülislamların, tarikat şeyhlerinin, ünlü komutanların, sadrazamların ve hatta padişahların şiir yazmaya çabalamalarının ardındaki itici saik, şaire dair bu yüceltici tasavvur idi. Zira bizim kültürümüzde “söz”, hele “güzel söz” çok kıymetliydi. Şiir, gündelik hayatta adeta günlük ihtiyaçlardan biri gibi yaygındı. Öyle ki eski şehir mimarisinde, bugünkü ışıklı, yaldızlı, akan yazılı “tabela”lara karşılık gelen kitabeler, hemen daima şiir formunda idi. Resmî devlet daireleri, okullar, (medreseler), hanlar, kervansaraylar (otel ve moteller), ibadethaneler, dergâh ve tekkeler, şifahaneler (hastaneler), köprüler, kışlalar hep şiirlerle süslenmişti. Kitabelerdeki bu şiirler, devrin seçkin şairlerine aitti ve binaların en görkemli yerlerinde en ünlü hattatlara yazdırılıp altınla yaldızlanmıştı. Eski şehir mimarimizin ayrılmaz parçaları olan çeşmeler, su kemerleri, türbeler, hazireler ve mezar taşları ise büsbütün şiirlerle kaplı bir…