En Zor Öğrenilen Diller
Edebiyat / Ağustos 6, 2018

En Zor Öğrenilen Diller Kişilerin anadilinden farklı bir dili öğrenmeleri gerçekten zor ve meşakkatli bir süreçtir. Özellikle bazı diller var ki öğrenmek için biraz daha çaba sarf etmek gerekecektir. İşte öğrenirken zorlanacağınız; ama bir o kadar da zevkli yabancı diller: Tagalonca: Filipinler’in resmi dili olan Filipince’nin temelleri bu dilden gelir. Günümüzde Filipinler’de halkın dörtte biri bu dili konuşuyor. Fince: İsimler 15 farklı görevde kullanılır ve alt yapı gereği İngilizce’ye benzemediğinden öğrenmesi daha zordur. Navahoca: ABD’nin güney kesiminde kullanılan dillerden biridir. Almanca veya Latin dillerle arasında benzerlik olmadığı için öğrenmesi zordur. Norveççe: Norveç’in resmi dilidir. İskandinav ülkelerinde de bu dille anlaşmak kolay; ancak diğer ülkeler için bu pek de kolay olmayacaktır. Vietnamca: Dil bilgisi ve telaffuzu oldukça sıra dışıdır. 6 farklı ses tonlaması vardır. Moğolca: En zor kısmı telaffuzu. Rusça bilenlerin daha kolay öğrenebileceği bir dildir. Tayca: Tayland’ın resmi dilidir. 44 sessiz harfi, 32 sesli harfi vardır. Telaffuz ve tonlamaları oldukça zordur. Mandarin: Kuzey Çin’de konuşulan lehçelerin genel adıdır. Dilde çok fazla deyim vardır ve okuma diliyle yazma dili arasında farklılık gösterir. Japonca: En önemli zorluğu kendine has alfabe stili olması. Latin alfabesine uzak olan bu sistem Japonca’yı öğrenmeyi de zorlaştırır. Türkçe: Bizim anadilimiz olsa da yurt dışındaki kişiler dilimizi öğrenmek…

Romeo ve Juliet Trajedisi
Edebiyat / Temmuz 16, 2018

Romeo ve Juliet Trajedisi İnsanlardaki aşk anlayışı her zaman Romeo ve Juliet misalidir. İnsanlar onların aşkının gerçek aşk olduğunu düşünür ve diğer aşklara örnek olduklarını öne sürerler. Ama gerçek şudur ki; bu şehvetli aşk sadece 5 gün sürmüş ve tanıştıkları günün ertesi gününde evlenmişlerdir. Hayatları çok hızlı gittiği için ise 5. günün sonunda ölmüşlerdir. Böyle bir aşkın örnek olması tamamıyla aralarında geçen süslü diyaloglar sayesindedir. Usta yazar Shakespeare’in trajedi olarak yazdığı Romeo ve Juliet, yüzyıllardır insanların bildiği ve örnek aldığı aşk aslında ilk görüşte aşktır. Düşman ailelerin çocukları olan Romeo ve Juliet aşklarını bu yüzden hızlı ve gizli yaşamışlardır. Gizli evlilik ardından işlenen cinayetler onları evlendikleri gün ayırmıştır. Shakespeare o cinayetlerin sebebini Romeo’nun mantıksız ve ani hareketlerine bağlamıştır. Juliet’in öldürülen kuzeni, Romeo’nun şehirden sürülmesine ve başlarına gelecek trajedilerin başlamasına neden olmuştur. Normal hayatta aşklar bu kadar hızlı ve düşüncesiz değildir. Bence örnek olarak gösterilen bu aşk hikâyesi yazarında tasarladığı gibi ikisinin ölümüyle bitmiştir ve bu kadar kısa sürede can vermeleri o aşkın gerçek aşk olduğunu göstermez. Juliet’in yaşının Romeo’dan küçük olmasına rağmen sürekli Romeo’yu biraz yavaş olmaları konusunda uyarsa da Romeo sürekli olarak hayatı hızlı yaşamaktadır. Bu olayların yanı sıra ise Romeo, Juliet’in kuzeni olan Rosaline’e platonik olarak âşıktır ve…

Gotik Edebiyatı
Edebiyat / Haziran 18, 2018

Gotik Edebiyatı “Gotik Edebiyat” türü, karanlık romantizmin ensıra dışı biçimi olarak, kendi kendini yok etme ve günahsız terör, kişisel eziyet, kötüye kullanma, delilik ve doğaüstü olayları içeren aşırı ifadelerin yer aldığı bir edebiyat akımıdır. Basitçe söylemek gerekirse, Gotik Edebiyatı, orta çağ karanlığının iç yüzünü toplumun yaşam felsefesi ile irdeleyerek ortaya çıkardığı bir edebiyat türüdür.Dünya’da bu edebiyat türünde en seçkin içerikler oluşturanların başında hiç kuşkusuz Edgar Allan Poe gelir. Bu türdeki en güzel ürkütücü masallarından bazılarını yazarak bu alanda diğer yazarları da etkilemeyi başarmıştır. Tarzın diğer önemli yazarları arasında Mary Shelley, BramStoker, J. Sheridan Le Fanu, H.P. Lovecraft, Philip K. Dick, AlgernonBlackwood, Guy de Maupassant, Amelia B. Edwards, M.R. James, Arthur Machen, Elizabeth Gaskell, W.W. Jacobs, W.F. Harvey ve Robert W. Chambers gibi yazarlar gelmektedir. Türkiye’den ise bu alana pek rağbet edilmemiş olması sadece Okay Tiryakioğlu’nun adının burada geçmesine neden olmuştur. “Gotik” kelimesinin etimolojisi, “klasik olmayan” anlamına gelen Fransızca ve Latince karışımı bir kelime olan, Goethe’dir. Bu akım ya da” Edebiyat” Eski Alman halkının diline atıfta bulunarak, 1640’lı yıllarda Kuzey Avrupa’da ortaya çıkan bir orta çağsanatı ve mimarisi haline geldi. 19. yüzyılda, ortaçağ ortamını gizem ve korkuya yönelten edebi bir üslup haline geldi. Bu türü benimsemiş olan yazarların oluşturduğu eserler arasında…

Yeraltı Edebiyatı
Edebiyat / Mayıs 30, 2018

Yeraltı Edebiyatı Romantizm ve Varoluşçuluğun etkisi altında kalan bir edebi tür olan Yer altı Edebiyatı, kişinin kendi öz yargıları ve öznel hayat tarzı ile toplum tarafından kabul edilmesi gerekliliğini ifade eden bir edebiyat türüdür. Bu türün en büyük özelliği sıra dışılığı ortaya çıkarmak ve bunu olabildiğince toplumun tamamına yada yazım amacına bağlı olarak belirli kişi ya da kişilere haykırmaktır. Yer altı Edebiyatı Sade’ye (1740-1814) kadar uzanan önemli bir detaycılığı da ortaya koyar. Eleştirel, sert ve aykırılık gibi toplumun genel yargılarına ters olan 3 bağlam etrafında gidip gelen bu edebiyat, günümüz popülist yaklaşımların da derinden tezahürü olarak görülebilir. Yer altı Edebiyatın en büyük etkisi Hollanda ve Fransa’da görülür. Ülkemizde de bu alanda önemli eserler veren birkaç gerçek anlamda edebiyatçı sayılabilir. Yer altı edebiyatının esasen Gotik edebiyattan da etkilendiği ve yer yer bu edebi tür ile de birlikte anıldığı da olmuştur. Başa kakma, serbestlik, haykırış, kendini kabul ettirme, özgür olma ve dahası çıplak olmayı esas alan bu edebiyatın günümüzde geçerliliği daha da artmış ve alkol, fuhuş, saplantılı, bencillik, seks, küfür ve uyuşturucu gibi birçok terimin de daha çok işlendiği görülmüştür. Tüm bu varlıkların tamamı ile bu edebiyatın ilgi alanında olduğu ve bunun da edebi bir dille nasıl yoğrulduğu halen tartışmaya açık bir…

Post Modern Edebiyat
Edebiyat / Mayıs 24, 2018

Post Modern Edebiyat Postmodernedebiyat hem stilistik hem de ideolojik olarak, parçalanma, paradoks, güvenilmez anlatılar, çoğu zaman gerçekçi olmayan ve imkânsız imgeler, oyunlar, parodi, paranoya, kara mizah ve otoriter kendilik gibi edebi kurallara dayanarak oluşturulmuş bir edebiyat biçimidir. Postmodern yazarlar, romanlarında, öykülerinde ve şiirlerinde tam anlamıyla anlamları reddetme eğilimindedirler ve bunun yerine, tek bir edebi eser içinde çoklu anlamların ya da anlamın eksikliğinin altını çizip okuyucularına sunarlar. Postmodern edebiyat, sıklıkla, “yüksek” ve “düşük” sanat ve edebiyat biçimlerinin yanı sıra farklı türler ve yazma biçimleri ve hikâye anlatımı arasındaki ayrımları da reddeder. Postmodern edebiyatta sıklıkla kullanılan stilistik tekniklerin bazı örnekleri ise şu şekildedir: Benzetme: Önceki yazılardan ve edebi üsluplardan çeşitli fikirlerin alınması ve yeni yapıtlar ortaya koymak için bir araya getirilmesi. Metinler arasılık: Bir önceki edebi eserin başka bir edebi eserde kabul edilmesi. Üst kurmaca: Yazı ya da okuyucular hakkında yazılanların, okumaya çalışılan kurgunun kurgusal doğasından haberdar olma eylemi. Zamansal Bozulma: Bir hikâyede doğrusal olmayan zaman çizelgelerinin ve anlatı tekniklerinin kullanılması. Minimalizm: Kesinlikle ortak ve istisnai olmayan karakterlerin ve olayların kullanımı. Maksimalizm: Dağınık, uzun, son derece ayrıntılı yazı. Büyülü Gerçekçilik: Gerçekçi olmayan bir anlatıya imkânsız veya gerçekçi olmayan olayların girmesi. Okuyucu Katılımı: Okuyucunun doğrudan adresi ve tarif edilen olayların kurgusal niteliğinin açık…