Montaigne – Denemeler
Kitap Tanıtımı / Eylül 15, 2018

Montaigne – Denemeler Montaigne’in kendisinin de bahsettiği gibi kitabın ana konusu kendisi ve karakteridir. Kitabı okumak sizlere bir zamanlar yaşayan kişinin deneyimlerini gözlemlemek hissini verebilir. Bir eleştirmenin de bahsettiği ”aklın kendi kendisi ile diyaloğu” olarak adlandırabiliriz. Dört evladını bebekken kaybeden ve çaresiz böbrek sancıları yüzünden 1571 yılında 38 yaşında iken kendi şatosunda kendi içine çekilerek denemeler eserini yazmaya başlamıştır. Kitabının başlangıç kısmında ”Kısacası okuyucu, kitabımın ana konusu, benim. Öyleyse boş zamanlarını böyle önemsiz ve anlamsız şeylerle harcaman akıllıca olmaz. Haydi hoşçakal. ‘satırları yer alıyor. Denemelerin çoğunluğu kişisel olarak başlamakta fakat sonrasında insanlığı işleyen temalara uzanmaktadır. Montaigne’in özellikle Fransa’da bir slogan söylemine dönüşmüş ünlü sözü ” Ne biliyorum?” aynı zamanda felsefi merakının başlangıç noktasıdır. Bu sözlerden yola çıkarak kendi ”Ben’i tüm sadelik ve dürüstlüğünü ortaya koyar. Böylelikle Denemeler ‘de kendisini gözlemlediği bir nesne gibi ele alır. Montaigne’in kendini süslemek ve değiştirmek gibi bir çabası yoktur tek istediği anlamak ve anlaşılmaktır. Davranışını, karakterini hakkında ince çizgiler oluşturarak anlatmaktadır. Beğenilme kaygısı gütmeden yazılan bu kitapta kendi hatalarından ve kusurlarından bahsetmektedir. Denemeler kitabında aynı zamanda yazılan dönemin hayat ve yaşayış şeklinden de siyasi durumundan da bahsedilmektedir. Edebiyat dünyasında bu türün ilk örneğini Montaigne Denemeler eseriyle vermektedir. Bu kitabı okurken Montaigne’in okuyucusuyla adeta derin bir…

Sait Faik Abasıyanık Kimdir?
Edebi Kişilikler / Eylül 8, 2018

Sait Faik Abasıyanık Kimdir? 18 Kasım 1906’da dünyaya gözlerini açmıştır. Gerçek ismi Mehmet Sait’tir. Babası tüccar olarak gelir elde ediyordu. İlköğretimini Adapazarı’nda bitiren Abasıyanık, orta öğretimini İstanbul Erkek Lisesi ve Bursa Lisesinde okudu. Edebiyat hayatına ilk olarak bu dönemlerinde şiirler yazarak atıldı. İlk öyküsünü İpek Mendilini 1926 senesinde yazmıştır. Kazandığı İstanbul Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyat bölümünde 2 yıl okudu babasının isteği üzerine İsviçre’ye iktisat okumaya gitti. İsviçre’den Fransa’ya geçiş yaparak orada bir süre yaşadı ve kendine çevre edindi.  Yaşadığı düzensiz yaşamdan dolayı Türkiye’ye geri dönmek durumunda kaldı. Yüksek öğretimini yarıda bıraktı ve Türkiye ‘ye geri döndü. Kısa bir süre Türkçe öğretmenliği yaptı. Ardından babasının açtığı toptancı tahıl mağazasını yönetmeye çalıştı fakat başarılı olamadı. 2. Dünya savaşı yıllarında ”haber” isimli gazetede adliye muhabirliği yaptı ve daha sonra hep yazı işleriyle ilgilendi. 1936 yılında ilk kitabı olan ”semaver ” isimli kitabı yayınladı.1 939 senesinde babasının kaybıyla maddi ve manevi çöküntüye uğradı. Annesiyle baş başa bir adaya yerleştiler. Türkiye’deki siyasi rejim kargaşası olduğu bu dönemde yazarlara karşı da baskı hissediliyordu. Abasıyanık bu dönemde ”şahmerdan” adlı kitabı yayımladı ve bu kitabın içerisinde bulunan öykü yüzünden sıkıyönetim mahkemelerince yargılandı. Beraatine kadar yayımlanan bir kitabı toplatıldı. Ardından Abasıyanık’a siroz teşhisi kondu. ”Kayıp aranıyor” adlı eseri…

İslamiyet’ten Önceki Türk Edebiyatı
Türk Edebiyatı / Eylül 1, 2018

İslamiyet’ten Önceki Türk Edebiyatı İslamiyet’ten önceki Türk Edebiyatı, 8-11.yüzyıllara kadar yani İslamiyet’in kabul edildiği döneme kadar sürer. Bu devir hakkında çok fazla bilginin bulunmaması sebebiyle karanlık devirler olarak adlandırılır. Bu dönemde destanlar oldukça yoğundur. Bu sebeple destan dönemi olarak ta adlandırılır. Dönemin dinleri Budizm ve Şamanizm’in edebi eserler üzerinde etkisi azımsanmayacak derecede fazladır. Eserler genellikle kahramanlık yada doğayı anlatır. İslamiyet’ten önceki Türk Edebiyatı dönemi; sözlü edebiyat dönemi ve yazılı edebiyat dönemi olarak ikiye ayrılır. Sözlü Edebiyat Dönemi Türklerin henüz yazıyı kullanmadığı İslamiyet öncesi Türk edebiyatında, ozan kültürü geniş yer tutmaktaydı. (Çoğu kaynaklarda ozanlar için şaman da denir.) Ozanlar dini törenler de dâhil olmak üzere tüm sosyal etkinliklerde yer alırdı. Bu dönemdeki edebi eserler çoğunlukla şiirlerdir.  Şairler şiir söyleyip, kopuz isimli çalgıyı çalarlardı. Bu dönemden günümüze kadar adı gelmiş ilk Türk şairleri Çor Tigin, Kül Tarkan, Çuçu ‘dir. Bu dönemle ilgili törenler; sığır (av töreni) , şölen (dini ayin, toplu ziyafet) ve yuğ (yas töreni)’dur. Yazılı Edebiyat Dönemi İlk yazılı eserlerin bulunduğu dönemdir. İlk Türkçe yazılı belgeler Yenisey ve yazıtları ve Orhun yazıtları (Göktürk Kitabeleri) ’dır. Fakat Yenisey yazıtlarında kullanılan Türkçe’nin gelişmiş bir Türkçe olmamasından dolayı ilk yazılı eser Orhun yazıtları olarak tarihe geçmiştir. O zamanki Türk toplumu olan Göktürklerde Gök…

Fil Kitap İncelemesi
Kitap Tanıtımı / Haziran 25, 2018

Fil Kitap İncelemesi Yazar: Raymond Carver Sayfa sayısı: 128 Baskı: 1. Baskı – Mart 2015 Yayınevi: Can Çevirmen: Ayça Sabuncuoğlu Fil Hakkında Fil, Raymond Carver’ın son dönem öykülerinden oluşuyor. Kitap Elephant and Other Stories orijinal adıyla ilk olarak 1988’de yayımlandı. Kitapta yedi öykü bulunmakta. Yedisi de birbirine çok benzer öyküler. Hepsinde anlatılan Raymond Carver’ın çok da özenilmeyen hayatı aslında. Annesi, eski eşi, yeni eşi çoğu öyküde karşımıza çıkıyor. Fonda Amerika var. Sıkıcı bir hayatın penceresinden bakıyoruz aslında. Ama asla sıkılmıyoruz. Öykülere geçmeden önce şu notu ekleyelim. Kitap Tess Gallagher’a adanmış. Yani Raymond Carver’ın aynı zamanda şair olan ikinci eşine. İlk Öykü : Kutular Kahramanımızın annesi, oğlunu özlediği için onun kasabasına taşınıyor. Daha sonra orada tutunamayıp California’ya geri dönüyor. Öykü, ismini sürekli taşınan annenin eşyalarını koyduğu kutulardan alıyor. Oğul için hayırsız diyebilir miyiz? Amerika standartlarına göre hayır. Annesiyle eşi arasında sıkışan kahramanımızın annesine veda ederken şu sözleri durumu özetliyor: “’Seni özleyeceğim,’diyorum. Gerçekten özleyeceğim onu. Her şeye rağmen o benim annem, neden özlemeyeyim ki? Ama Tanrı beni bağışlasın, sonunda vaktin geldiğine ve onun buradan ayrıldığına da seviniyorum.” Diğer Öykünün Adı Hayli İlginç : Bu Yatakta Her Kim Yatıyorduysa Tam bir Raymond Carver başlığı. Sabahın üçünde çalan bir telefon… Yanlış numara… Sabaha kadar yatakta karı kocanın konuşmasını o…

Gotik Edebiyatı
Edebiyat / Haziran 18, 2018

Gotik Edebiyatı “Gotik Edebiyat” türü, karanlık romantizmin ensıra dışı biçimi olarak, kendi kendini yok etme ve günahsız terör, kişisel eziyet, kötüye kullanma, delilik ve doğaüstü olayları içeren aşırı ifadelerin yer aldığı bir edebiyat akımıdır. Basitçe söylemek gerekirse, Gotik Edebiyatı, orta çağ karanlığının iç yüzünü toplumun yaşam felsefesi ile irdeleyerek ortaya çıkardığı bir edebiyat türüdür.Dünya’da bu edebiyat türünde en seçkin içerikler oluşturanların başında hiç kuşkusuz Edgar Allan Poe gelir. Bu türdeki en güzel ürkütücü masallarından bazılarını yazarak bu alanda diğer yazarları da etkilemeyi başarmıştır. Tarzın diğer önemli yazarları arasında Mary Shelley, BramStoker, J. Sheridan Le Fanu, H.P. Lovecraft, Philip K. Dick, AlgernonBlackwood, Guy de Maupassant, Amelia B. Edwards, M.R. James, Arthur Machen, Elizabeth Gaskell, W.W. Jacobs, W.F. Harvey ve Robert W. Chambers gibi yazarlar gelmektedir. Türkiye’den ise bu alana pek rağbet edilmemiş olması sadece Okay Tiryakioğlu’nun adının burada geçmesine neden olmuştur. “Gotik” kelimesinin etimolojisi, “klasik olmayan” anlamına gelen Fransızca ve Latince karışımı bir kelime olan, Goethe’dir. Bu akım ya da” Edebiyat” Eski Alman halkının diline atıfta bulunarak, 1640’lı yıllarda Kuzey Avrupa’da ortaya çıkan bir orta çağsanatı ve mimarisi haline geldi. 19. yüzyılda, ortaçağ ortamını gizem ve korkuya yönelten edebi bir üslup haline geldi. Bu türü benimsemiş olan yazarların oluşturduğu eserler arasında…